Sevgili günlük sende merak ediyorsun biliyorum, belki de en çok onu merak ediyorsun...
“Bazı insanlar hayatının büyük çoğunluğunu almak kavramından habersiz hep vererek yaşadığı halde ve yaşadıkları onca acıya, zorluğa, olumsuzluklara rağmen hala dimdik ayakta durabilmeyi nasıl başarıyorlar?” diye diye yedin bitirdin kendini benim gibi…
Bu sorunun cevabını bugün uzun uzuun düşündüm belki bulduğum cevaplar seni tatmin etmeyecektir ama ben hiç olmazsa, düşünmeye bundan sonra daha fazla zaman ayırmam gerektiğini öğrendim…
Toplum içinde ‘iyi’, ‘başarılı’, ‘erdem sahibi’ olarak bilinen bu insanların her birinin bu vasıfları kazanma serüvenleri aynı aslında…
Her biri önce kendilerine bahşedilen adı ‘hayat’ olan o şeyin her an’ının çok değerli olduğunu fark ettiler, bir süre akıllarına esen hemen hemen her şeyi yaptılar, günübirlik yaşadılar, yaşamları boyunca hep bir şeyler ürettiler ama zamanı yeterince iyi kullanmadıklarından yakındıları. Bir süre sonra kendilerine bahşedilen hayat’ın büyük bir kısmını, düzensiz yaşadıklarından dolayı kullanamadıklarını fark edip, her şeyi bir plan çerçevesinde yapmanın onlara çok büyük zaman kazandıracağına karar verdiler, yapılması gerekenleri, yapılmaması gerekenleri ince ince düşünüp yazıp, çizdiler. Planlı yaşamak, hayatının her an’ını programa endeksli yaşamaktan sıkılanları çok oldu ama hiç sekteye uğratmadılar, bıkmadılar, her defasında kaldıkları yerden devam ettiler. Çok zor sınavlara maruz kalanları oldu ama başladıkları işi yarım bırakmayı hiç düşünmediler, kaldığı yerde kalakalan hiç olmadı, çünkü olmuşlar, olması gerekenlerden başka bir anlam ifade etmiyordu onlar için…
Her biri, her sabah koşar adım attı kendini sokağa, her sabah kimseden içten bir “günaydın”ı esirgemedi, karşılaştıkları her insana tebessüm etti önce, sonra gözlerinin içine bakarak dinledi onu, bir şey yapmaları gerektiğinde onu hemen yaptılar çünkü yarının ne gibi sürprizlerle dolu olduğunu bilmiyorlardı, her gün bir önceki gün yaptıklarından daha fazlasını yapmaya çalıştılar, daha fazla okudular, daha fazla yazdılar, daha çok düşündüler… Geçmişin çekip gittiğini ve geleceğin belki de hiç gelmeyeceğini akıllarından çıkarmadılar, neyi ihmal etmemek gerektiğini çok iyi bildiler, denediğim zaman kazanabilir yada kaybedebilirim ama denemezsem zaten kaybetmişimdir dediler, çoğu düştü çokça ama hep kalkıp aynı heyecanla kaldıkları yerden asıldılar hayata tıpkı yüzme bilmeyen birinin onu kurtarmaya gelen birine, defalarca yediği tekmelere rağmen yine bütün gücüyle onu kurtarmaya gelene sarılması gibi…
Hayat ona kaldığı yerden aynı aşkla devam edebilenlerle, edemeyenlerden ibarettir ve onu ancak bütün hücreleriyle kaldığı yerden devam edebilen anlamlandırabilir. Hayata kaldığınız yerden hiçbir şey olmamış gibi davranabilme yetisini gösterebilenlerden olmanız dileğiyle…
MuSTaFa TuNÇTüRK
4 Kasım 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder